jump to navigation

Türklerde Futbol

Tepük’ten Futbola

 1. Giriş 

Türklerin futbola olan ilgisi Orta Asya’da filizlenen tarihi içinde yer bulmuştur. Top benzeri eğlenceliklerle oynanan bir oyun yüzyıllarca bilginlerin ve yazarların kalemlerinde günümüze taşınmıştır. Modern futbola göre kurallar ve uygulamalar bakımından benzerliği göze çarpmaktadır. Türk çocuklarının ve özellikle genç kızlarının ayaktopunun yaratıcıları olduğunun görülmesi, Türk Devletlerinin aydın yapıları nedeniyle çokta şaşırtıcı olmamalıdır. Son imparatorluk öncesi dönem, tarihi belgelerle bilgi dağarcığına etkili eklemeler yapacaktır.

 

Osmanlı İmparatorluğu döneminde baş gösteren bazı tutuculuklar nedeniyle bu geleneksel spor zaman sayfalarında silinmeye yüz tutmuştur.

 

Osmanlı İmparatorluğu, yenilikler, savaşlar, Cumhuriyetin kurulması, haberleşme teknolojilerinin ülkeye sokulması, ulaşım yollarının gelişimi vb. dönemler ayaktopunun geri kazanımı için önemli noktalardır.

 

Bugün “inşallah” ile “okey” kelimeleri arasına sıkışan kültürümüzde, futbol – daha doğrusu ayaktopu – anlayışına nasıl sahip olunduğu ise bu kronolojik düzen içerisinde ortaya koyulacaktır.

 

2. Dünyada Futbolun Oluşumu 

Futbol oyununun, ilk olarak nerede ve hangi tarihte oynandığı kesin olarak bilinmemektedir. Eski Yunanlıların “EPİSKİROS”, Romalıların “HARPASTUM”, Türklerin “TEPÜK” adını verdikleri tarihi eserlerden Asya’da Çin, Japonya, Hindistan, Afrika’da Mısır; Amerika’da Meksika, Avrupa’da Yunanistan, İtalya, Fransa ve İngiltere, değişik kaynaklara göre futbolun ilk oynandığı ülkelerdir.

 

3. Türklerde Futbol 

3.1 Türk Boyları ve Devletleri 

Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanmış olan “Futbol Teknik, Taktik, Eğitim, Öğretim” kitabına göre, ayaktopu Orta Asya’da Türk uygarlıkları ile başlamıştır. Gene bu kitapta, Orta Asya Türklerinin günümüz futbolunu bazı kurallar eşliğinde oynadığı eski eserlerde belirtilmektedir.

 

3.1.1. Türk Şenlikleri 

Çinli Huan’ın “La Tartarie” (la tartari) adlı eserinde, Tsang şehrinde kadınlı erkekli karışık takımların futbol karşılaşmalarını izlediğini şu sözlerle anlatmıştır:

 

“Büyük tapınakların avlularında sık sık ayaktopu karşılaşmaları yapılır. Oyun içinde topa elle dokunulmaz, ya ayak ile ya da baş ile vurulur. Amaç topu rakip kaleye sokmaktır. Erkekler gibi savaşmayı başaran Türk kadınları, bu oyunda başarılıdırlar.”

 

Orta Asya’daki Türk Spor Şenlikleri’ni Kivişka’da seyretmiş olan Çinli Song Ven de şunları anlatmıştır:

 

“Tapınaklara bağlı spor kulüpleri sık sık büyük bayramlar düzenliyorlar, üç gün üç gece süren bu bayramlarda pehlivanlar güreşir, insanlar koşar, atlar koşturulur, ok atılır ve top oynanır.”

3.1.2. Divan-i Luqat-i it-Türk 

 

İnsanoğlunun bilinen en eski tepki yöntemi tekmedir. Tekme aynı zamanda Türkçede tepik ya da eski haliyle tepük olarak da kullanılmıştır. 11. yüzyılda Türk bilgini Kaşgarlı Mahmut, zamanının Türkçe sözcüklerinin anlamlarını derlediği Divan-i Luqat-i it-Türk (25 Ocak 1072–10 Şubat 1074) adlı ünlü eserinde, “Tepük”ü anlatırken “Kurşun eritilerek oval şeklinde kalıplara dökülür ve üzerine keçi kılı, keçe veya başka bir şey sarılır. Bu büyükçe topla ayakla teperek oynanır.” ifadelerini kullanmıştır. Kaşgarlı Mahmut sözlerinde bu oyunu çocukların oynadığını da vurgulamıştır. “Tepük” sözcüğüne eşanlamlı olarak bir de “Tokmak” belirtilmiştir. Karahanlı soyuna bağlı olan Kaşgarlı Mahmut çevresine Türk Edebiyatını ve Dilbilgisini aşılamayı kendine görev bilmiştir. 1008–1105 yılları arasında sürdürdüğü hayatında, 1057’den sonra 15 yıl tüm Türk boylarında sürdürdüğü araştırmalarda bulunmuştur. Bu da Tepük’ü 24 Türk boyuna da mal etmektedir.
 

3.1.3. Göktürkler 

Göktürkler “Gök Tanrı” için düzenledikleri bayramlarda, kurban kesmek, topluca kımız içmek, şarkılar söylemenin yanı sıra genç kızlar Tepük oynamışlardır.  Bu kutlamalara toplumun her kesiminden insanlar katılmışlardır. Günümüzde tam bir erkek sporu olarak nitelendirilen futbolu, Türk kızları kendileri yaratmıştır. Kadın ve erkeğin ayrı tutulmayışı ve bu tür bir ayrımcılık düşüncesinden çok uzak olan Türk boyları, tarihte bu anlamda ilkleri yapmayı sürdürmüştür.

 

Tokmak sözcüğüne bir de “Tarih-i Hata ve Hoten” isimli, Meşhur Ali Kuşçu tarafından Türkçeye çevirisi yapılan fakat asıl olarak İranlı bir tüccar tarafından yazılmış eserde, Türklerin öküz ödünü havayla şişirerek, yaptıkları bu topa ayaklarıyla ya da at üstünde değnekle vurarak karşılaşmalar yaptıkları söylenmektedir. “Tokmak”, gerçekte, tabanı kösele olmayıp, diğer yüzünde olduğu gibi, deriden yapılan kısa konçlu bir çeşit çizmeye verilen addır.  İçi hava dolu öküz ödüne vururken ayaklarına bu çizmeleri giydikleri için, bu oyuna “Tokmak” adı verilmiştir.

 

3.1.4. Büyük Timur İmparatorluğu 

 

Bunun yanı sıra Ahmad ibn Muhammad’ın (1392–1450) “Tarih-i Timur Gürkan” adlı eserinde Türklerin içi hava ile doldurulmuş kuzu derisinden yapılan topu ayakla oynadıkları, bu topa el değdirmenin, çizgiden çıkarmanın yasak olduğu yazılıdır1. Büyük Timur İmparatorluğu (1368–1507) döneminde Timur tarafından bu oyun, askerlere uygulanan bir çeviklik idmanı olarak değerlendirilmiştir. Halk arasında futbol; eğlence ve sosyal yaşantıyı desteklemesi için kullanılmıştır. Ayrıca toplum içinde herhangi bir organizasyon çatısı altında toplanmadan, yaygın şekilde futbol kuralları düzenlenmesi bu evrede görülmektedir.

 

1 Prof. Dr. Tuncer Gülensoy

 

3.1.5. Hıtay-Name 

 

Bunların yanı sıra Seyit Ali Ekber’in (16. yüzyıl) “Hıtay-Name” adlı eserinde ise şu anlatımlara yer verilmiştir: “Top oyunu Hıtay’da (eski Çin) güzeller işidir. Topu ayakları ile vururlar, şöyle ki elini ol topa değdirmeye ve ol topu yere düşürmeye ve nazik ayak ve uçları ile dürde (ite), saklara (baldırlarıyla) ve usulsüz vurmak ve yere düşürmek ve daireden taşra (dışarı) çıkarmak vaki olmaz.” Bu anlatımda, oyun alanının bir daire olarak şekillendirildiği görülmektedir.

 

3.1.6. Tepük’ün Getirileri 

 

Türklerin var oluşunun her döneminde görüldüğü gibi, spor, buna bağlı olarak oynadıkları ayaktopu benzeri oyunlarda başarılar elde etmek, sınırlar içerisinde kalsa da ün ve saygınlık kazandırmıştır. Askeri alanda ise yetiştirilen savaşçılara çeviklik sağlamış ve bu kabiliyet Türk ordularının yetenekleri arasına girmiştir. Toplum içerisinde bu olgu beden görgüsü olarak maddesel ve tinsel bakımlardan getirilere sahiptir.

 

T.B.M.M.’nin 14 Nisan 2000 tarihli birleşmesinde Doğru Yol Partisi Grubu Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük, bu getirileri destekleyen şu açıklamalarda bulunmuştur:

 

“Günümüzde birçok spor faaliyetleri içerisinde – şüphesiz ki, futbolun toplumlar için çok ayrı bir yeri vardır – futbol gerek oyuncular gerekse seyirciler ve geniş kitleler açısından dünyanın en büyük ilgi gören bir takım sporu hüviyetindedir. Futbol, evrenselliğini, kurallarının yalınlığına ve oyunu gerçekleştirebilmek için gereken öğelerin azlığına; güzelliğini ise oyun taktiğinin karmaşıklığına ve oyuncularda bulunması gereken niteliklerin, atletik, teknik, zihinsel nitelikler çokluğuna borçludur. Eski Türkler, Selçuklular, Kölemenler hep bunun eseridir ve bunu takip etmişlerdir. Tepük oynanması yine bunun bir parçasıdır. Osmanlılar da aynı şeyi göstermiştir ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde de, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en fazla değer verdiği dallardan bir tanesi spordur.2

 

2 http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem21/yil2/bas/b081m.htm

 

Orta Asya’da ve Anadolu’da hüküm sürmüş Türk boyları ve devletlerinde, sporun faydaları, öncelikle savaşmakla ilişkilendirilse de, Türklerin çocukluklarından itibaren yaratıcılıklarının genişliğine işaret etmektedir. Ulus genelinde, kadın-erkek ayrımı gözetilmemesi, genç kızların pek çok etkinliklerde bulunmasını sağlamıştır. Türk kadını tarihteki yerini önceden almıştır. Bunun yanı sıra, güreşten at binmeye, okçuluktan tepüğe, üniforma ve oyun aracı bilinci de, tepük için yapılan içi hava ya da keçi, koyun kılı dolu toplar ve tokmaktan üretilen çizmelerle sergilenmiştir.

 

3.2 Osmanlı İmparatorluğu Dönemi 

 

Osmanlı İmparatorluğu topraklarıyla o denli genişlemiştir ki, kendini dünya olarak görme olgusu imparatorunun ve idarecilerinin zihinlerine yer etmiştir. Bu duruma bağlı olarak, gözünü dışarıya çevirmek aklının ucundan bile geçmemiştir. Bunun yerine tutucu davranışlarla kendi kültürünü bile unutmaya başlamıştır. Bunların arasında “Tepük” yegâne örnektir.

 

3.2.1 Tanzimat Fermanı 

 

Osmanlı İmparatorluğuna futbolun girişi, 3 Kasım1839 yılında II. Mahmut’un ölümünün ardından oğlu Abdülmecit döneminde, Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa tarafından okunan Tanzimat Fermanı’na değin mümkün olmamıştır. Bunun öncesinde geleneksel ve bireysel ata sporları yapılmaktadır. Dinsel bir örgütlenme yapısında olan imparatorlukta bu dallarla ilgilenen kişilerin yönetime kabul edilmesi zaten kabul edilemezdir. Bundan daha önemlisi, spor aktiviteleri savaş antrenmanları gibi görülmekte ve bedeni eğiten bir araç olarak kullanılmaktaydı. Bu durum sporda örgütsel yapıyı engelleyen yegâne sebeptir.

 

Tanzimat Fermanı ile başlayan yenilikçilik akımları, yönetim şeklini tek adamdan alıp, kişilere ya da millete dayandırma çabaları spor alanında da meyveler vermesine yardımcı olmuştur. Nitekim yüzyıllardır kendini dünya kabul edip, gözünü kulağını batıya kapayan bu dev imparatorluğun geçiş dönemi sancılı ve hatalarla doludur. Bunların en çarpıcı olanı, batı ülkelerinde uygulanan modellerin, geleneklere ve yerelliğe ne kadar uygun olduğu tartışılmadan hayata geçirilmesidir. Lakin bu noktada Mahmut Sert’in “Gol Atan Galip” isimli kitabında şu sözlerle bu durumun iyi yönünü anlatmıştır:

 

“Tanzimat Batıcılığı’nın spor üzerindeki en çarpıcı ve somut etkisi, “Mektebi Harbiye, Mektebi Bahriye, Kuleli idadisi ve öteki askeri idadilere lüzumlu alet ve tesislerin yapılası suretiyle jimnastik dersinin konulmasıdır.” 3. Beden eğitiminin önce askeri okullara sonra da sivil okullara ders olarak girmesi, Osmanlı’nın – son dönemlerinde sporun ivme kazanmasında önemli rol oynamıştır. Bu dönüşüm, Aydınlanma çağında sporun anlamını kazandığı bedenle birlikte dinin etkisinden kurtulup, laikleşmenin ve genel eğitim sistemiyle bütünleşmesinin Osmanlı’daki etkisi olarak değerlendirilebilir.”

 

3 F. Reşit Unat, Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi Bir Bakış, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1964, s.137.

 

3.2.2. İmparatorluğa Futbolun Girişi 

 

Osmanlıya, aslında neslinde var olup da zamanla yabancılaşan bu sporun ilk günleri Rüştü Dağlaroğlu kitabı “Türkiye Futbol Tarihi”nde şu sözlerle anlatmaktadır:

 

“Yeni nizam ve kaidelere uygun olarak, modern futbol memleketimizde ilk defa yabancılar tarafından oynanmıştır. Bunlar İzmir’de Bornova’da muhkim ve ticaretle meşgul İngilizlerdir. Bu İngilizler her hangi bir kulüp üyeleri olarak değil; fakat akşamları işlerinden çıktıktan sonra zevk için oynamışlar ve modern futbolu 1894 yılında yurdumuza sokmuşlardır. İzmirlileri takiben İstanbul’daki İngiliz aileleri de 1897’de futbola başladılar.

 

Rüştü Dağlaroğlu’nun incelemelerine ek olarak ise, “Yıkılmayan İmparatorluk Futbol” adlı kitabın yazarı, Serhat Gürkan’ın eserinden şunlar söylenebilir:

 

“Bizde ilk futbola, 1890’da İzmir’de yerleşik İngiliz gençleri sayfiye semti Bornova’da oynamaya başladılar. Önayak olanlar İngiliz La Fontaine, Whitwall, Giraud Charnaud aileleriydi. Bu ailelere mensup Harry Peterson ve Evdin Charnaud zamanında İngiliz liginde oynamışlardı. Osmanlı İmparatorluğu içinde ilk futbol kulübü, 1894’te Bornova’da “Football and Rugby Clup” adıyla kuruldu.

 

… “Ecnebi”ler kapitülasyonlar nedeniyle cemiyet ve kulüp kurma yasağına tabi değillerdi. Bu takımın oyuncuları, her yıl Eylül ayında İstanbul’a gidip oradaki İngiliz ailelerinin oluşturduğu takımla futbol ve rugby maçı yapıyorlardı. ”

 

İki yazarın da sözlerinde olduğu gibi, Osmanlı imparatorluğuna futbolun girişi 1894 ile net bir şekilde tarihlendirilebilinir. Bundan sonra İngilizler arası düzenli başlayan karşılaşmaların ilki 1897 yılında gerçekleşmiştir. İki yıl boyunca İzmir İstanbul’u 2–1 ve 3–2 ile yenerken, 1899’da 4–2 yenilmişlerdir.

 

İlk resmi organizasyon 1908 yılında, yine aynı takımlar arasında gerçekleşmiştir. İzmir 3 – İstanbul 1.

 

Türk takımlarının yabancılarla ilk maçı 1918 yılında oynanmıştır. Galatasaray yabancılardan kurulu İzmir takımını 2–1 ile geçerken, yabancıların ikinci golü ofsayt gerekçesiyle iptal edilmiş ve uzun soluklu bir tartışma yaşanmıştır. Fenerbahçe aynı takımı 4–1 yenerken, Fenerbahçe’den 6, Galatasaray’dan beş futbolcunun oluşturduğu İstanbul karması 6–0 ile devirmiştir. Bu maçı Ali Sami Yen yönetmiştir.

 

20. yüzyılın başından Hürriyet’in ilanına dek yabancılar arasında futbol hızla yayılmıştır. Amerikan Koleji, Rum ve Ermeni okulları bunun öncülerindendir. Maçlar o dönemde isimleri Talebe Çayırı ve Panionios olan, bugünkü İzmir Spor ve Alsancak Stadyum’larında oynanmaktadır. Maç yapan yabancı takımların isimleri; Panionios, Polpis, Evangelidis, Apollo’dur.

 

3.2.3. Balkan Savaşı 

 

1911–1913 Balkan Savaşı boyunca ligler oynanmamıştır. Türklerin çoğu askere alındığı için zaten oynayacak kimse de yoktur. Savaşın ardından Türk ve yabancı takımlarının oluşturduğu ligler düzenlenmiştir. Aynı dönemde Müslümanlar Cuma, olmayanlar ise Pazar günleri organize edilen liglerde oynamaya başlamışlardır. Fenerbahçe iki lige de katılmış ve Pazar liginde şampiyonluk sevincini tatmıştır.

 

3.2.4. Birinci Dünya Savaşı 

 

I. Dünya Savaşı patlak verdikten sonra pek doğaldır ki ligler sadece Türk takımlarından oluşmuştur. Yıllara göre lig sonuçları ve takımlar aşağıdaki tablolarda sıralanmıştır:

 

1914–1915 (İstanbul Futbol Birliği)
Sıra Takım Adı
1

Galatasaray

2

Anadolu

3

Anadoluhisarı İdman Yurdu

4

Altınordu

5

Süleymaniye

Tablo 1. 1914–1915 (İstanbul Futbol Birliği) Ligi Sonuçları

 

1914–1915 (İstanbul Şampiyonluğu Ligi)
Sıra Takım Adı
1

Fenerbahçe

2

Darüşşafaka

3

Hilal

4

Türk İdman Ocağı

5

Darülmuallimin

Tablo 2. 1914–1915 (İstanbul Şampiyonluğu Ligi) Ligi Sonuçları

 

1915–1916
Sıra Takım Adı
1

Galatasaray

2

Fenerbahçe

3

Altınordu

4

Anadolu

5

Süleymaniye

6

Anadoluhisarı

Tablo 3. 1915–1916 Lig Sonuçları

 

1916–1917 sezonunda takımların fazlalaşması nedeniyle ligler iki küme halinde oynanmaya başlanmıştır. “Müdafaa-i Milliye Cemiyeti” liglerin korumasında görev alırken, tek stat olan “Kadıköy Union Clup” stadyumuna ek olarak “Anadoluhisarı Stadyumu” hizmete girmiştir.

 

1916–1917 (I. Küme)
Sıra Takım Adı
1

Altınordu

2

Anadolu

3

Galatasaray

4

Fenerbahçe

5

Süleymaniye

6

Anadoluhisarı

Tablo 4. 1916–1917 I. Küme Lig Sonuçları

1916–1917 (II. Küme)
Sıra Takım Adı
1

Altınörs

2

Türk İdman Ocağı

3

Turan Gücü

4

Vefa İdman Yurdu

5

Nişantaşı J.K.

6

Gürbüzler

Tablo 5. 1916–1917 II. Küme Lig Sonuçları

 

1917–1918 (I. Küme)
Sıra Takım Adı
1

Altınordu

2

Fenerbahçe

3

Süleymaniye

4

Anadolu

5

Anadoluhisarı

6

Galatasaray

Tablo 6. 1917–1918 I. Küme Lig Sonuçları

 

1917–1918 (II. Küme)
Sıra Takım Adı
1

Altınörs

2

Turan Gücü

3

Gürbüzler Yurdu

4

Nişantaşı J.K.

5

Vefa İdman Yurdu

Tablo 7. 1917–1918 II. Küme Lig Sonuçları

 

3.2.5. Cumhuriyet’e Doğru 

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğunda 1918–1919 sezonunda hiç maç oynanamamıştır. Zaten futbol sahalarından biri işgal güçlerinin karargâhı olarak kullanılmıştır. Galatasaray bireysel olarak 1919–1923 tarihleri arasında yabancılarla 23 maç yapmış, bunların 8’ini Fransızlar, 15’ini İngilizler ile oynarken, 9 galibiyet, 9 beraberlik ve 5 yenilgi almıştır. 49 gol atıp, 30 gol yemiştir.1919–1923 yılları arasında, işgal orduları gölgesindeki lig görünümleri ise şöyle oluşmuştur:

1919–1920 (A Grubu)
Sıra Takım Adı
1

Beşiktaş

2

Hilal

3

Kumkapı

4

Altınörs

5

Türk Gücü

Tablo 8. 1919–1920 A Grubu Lig Sonuçları

1919–1920 (B Grubu)
Sıra Takım Adı
1

Darüşşafaka

2

Vefa İdman Yurdu

3

Üsküdar

4

Beylerbeyi

5

Haliç İdman Yurdu

Tablo 9. 1919–1920 B Grubu Lig Sonuçları

1919–1920 sezonuna zamanın “Üç Büyük”leri Fenerbahçe, Galatasaray ve Altınordu katılmamıştır.

1920–1921 (Cuma Ligi)
Sıra Takım Adı
1

Fenerbahçe

2

Galatasaray

3

Altınordu

4

Anadolu

5

Süleymaniye

6

Anadoluhisarı

Tablo 10. 1920–1921 Cuma Ligi Sonuçları

                                                                                   

1920–1921 (Pazar Ligi)
Sıra Takım Adı
1

Union Kulüp -İttihadspor

2

Rum Pera

3

Beşiktaş

4

Ermeni Dork

5

Rum Enosis

6

İtalyan Stella

Tablo 11. 1920–1921 Pazar Ligi Sonuçları


 

1920’nin Nisan ayında, işgalcilerden aldıkları güçle, yabancı uyruklu ekipler liglere karışmışlardır. Pazar Liginde oynayan bu takımlara sadece Beşiktaş ve İttihadspor katılmıştır. Sakarya Savaşı’nın en ateşli günlerinde, her iki ligin birincileri İstanbul Şampiyonluğu için oynamış ve bu maçı Fenerbahçe 3–2 kazanmıştır (17 Ağustos 1921).

1921–1922 (Cuma Ligi)
Sıra Takım Adı
1

Galatasaray

2

Fenerbahçe

3

Süleymaniye

4

Vefa

5

Darüşşafaka

6

Anadolu

7

Altınordu

8

Türk Gücü

9

Kumkapı

10

Hilal

11

Beylerbeyi

Tablo 12. 1921–1922 Cuma Ligi Sonuçları

1921–1922 (Pazar Ligi)
Sıra Takım Adı
1

Yahudi Makkabi

2

Beşiktaş

3

Pera

4

Dork

5

Union Kulüp

6

Rum Aris

7

Rum İfestos

8

Enosis

9

Stella

Tablo 13. 1921–1922 Pazar Ligi Sonuçları

1922–1923 (Cuma Ligi)
Sıra Takım Adı
1

Fenerbahçe

2

Galatasaray

3

Altınordu

4

Vefa

5

Süleymaniye

6

Hilal

7

Anadolu

8

Darüşşafaka

Tablo 14. 1922–1923 Lig Sonuçları


 

1922–1923 sezonunda, kazanılan özgürlük ve işgalcilerin geri çekilmesi sonucunda Pazar liginde oynayacak yabancı takım kalmadığı için, Beşiktaş ve İttihadspor maç yapamamışlardır. Bu sezon, Türkiye Futbol Federasyonu (İdman Cemiyetleri İttifakı Futbol Encümeni) tarafından düzenlenen ilk ligdir.

İmparatorluk döneminde şampiyonluk kazanan şu 10 takım, Osmanlı siciline kaydedilmiştir; İmogene, Kadıköy Union Clup(2), Moda, Galatasaray(6), Fenerbahçe(5), Sanayi Mektebi, Altınordu(2), Beşiktaş, İttihadspor, Makkabi.

Futbol, halkın içinde bulunduğu zor günlerinde çok özel bir anlam üstlenmiştir. Hürriyet’ini arayan Türk ulusunun neden ayaktopuna bu denli bağlandığını, Serhat Gürkan’ın “Yıkılmayan İmparatorluk Futbol” adlı eserinde, şu sözlerle can alıcı şekilde ortaya koyulmuştur:

“İşgal günlerinde, Türk futbol kulüplerinin lokalleri Anadolu direnişine destek veren merkezlere dönüştü. Bir yandan cephaneliklerin soyulup Anadolu’ya silah ve mühimmat aktarılması eylemleri örgütlenirken; futbol maçları da kırılan ulusal gururun onarıldığı “arena”lar halindeydi.”

Osmanlı İmparatorluğu yüzyıllar boyunca hükmettiği halkları ya da ırkları büyük bir tevazu içinde kendi yaşantılarına bırakmış, “asimile” etmemiş ama Avrupa’da ses getiren Milliyetçilik akımları sonucunda, kendi içinden bölünmeye başlamıştır. Bu pek doğrudur ki; her dev devlet, onlarcasını doğurmaya yeteneklidir. Kültürünü, eserlerini ve nesiller boyunca yaşamışlığı tarih sayfalarına terk ederek, Türkler 17. devletlerine kavuşmuştur.

 

4. Atatürk ve Futbol 

 

Türk tarihinin uzak geçmişini incelerken, yaşamış en büyük Türk’ün bu sporla ilgili görüşleri şüphesizdir ki aktarılmalıdır.

 

Ulu Önder Atatürk’ün futbol ile ilgili düşüncelerine, en yakın ve silah arkadaşlarından Kılıç Ali’nin oğlu Gündüz Kılıç’ın bir hatırasında rastlanmaktadır.

 

“… Atatürk şerbetini yudumlarken “gel şöyle otur da seninle konuşalım biraz” dedi ve bana karşısındaki koltuğu gösterdi. Oturdum ama inanın, içimin yağları eridi. İşin asıl zor tarafının bundan sonra başlayacağını hissediyordum. Çünkü Atatürk’ün, özellikle gençlere, değişik zekâ soruları sorarak, onları imtihan etmekten pek hoşlandığını biliyordum. Mahcup olmak korkusu bütün benliğimi sarmıştı. Fakat çok şükür sorduğu soru, korktuğum türden olmadı.

 

O sıralarda Milli Futbol Takımımız, Halkevleri Takımı adı altında, Rusya da beş, altı maç yapmıştı. Maçların çoğunda fena sonuçlar alınmıştı. Yaşımın pek genç olmasına rağmen ben de kadroya alınmıştım. Ülkesinde olup biten her şeyle ilgilenen Atatürk’ün, Rusya yenilgileri de gözünden kaçmamıştı. İlk sorusu “neden yenildiniz?” oldu. Kem küm ederek bir şeyler söylemeye çalıştım. Atatürk, pek üstelemeden ikinci sorusunu sordu: “Peki bu yenilgiler seni çok üzdü mü?” dedi. Son derece üzüldüğümü anlatmaya çalışırken bir el hareketiyle beni susturup kendi konuştu.

 

“- Dünyada yenilmeyen kimse, yenilmeyen ordu, yenilmeyen takım, yenilmeyen kumandan yoktur. Yenildikten sonra üzülmekte tabidir. Ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. Yenilen, hemen toparlanmalı, kendini yeneni yenmek için olanca gücüyle azmiyle daha çok çalışmalıdır” dedi. Sonra futbolun nasıl oynandığını anlatmamı istedi. Hemen kâğıt kalem aldım. Oyun sahasını çizerek, o zaman ki değimiyle müdafileri, muavinleri ve muhacimleri yerlerine yerleştirip, onların görevlerini ve ana kaideler ile hedeflerini anlattım. Atatürk:

 

“-Yahu desene, bizim harp oyunları gibi bir şey sizin oyun da. Sizin iş de, strateji bilgisi ve kurmay kafası ister” diye önemserce başını salladı.

 

Gündüz Kılıç bu anısını, Milli Takımlar Teknik Direktörlüğüne kadar taşıdığı başarılarla dolu meslek yaşantısına noktayı koyduktan sonra, Hürriyet Gazetesinde spor yazarlığı döneminde nakletmiştir.

 

5. Sonuç 

 

Futbol, aslında, 17 kuraldan oluşan, yalın bir spordur. Oysa nesiller boyunca dünyanın çeşitli nesillerinde karmaşık duygular uyandırmış, sadeliğiyle kendisine bağlarken, içeriğindeki taktiksel ve kurgusal inceliklerle ve oyuncuların zamanla kazandıkları kıvraklık ve becerilerle hayranlık uyandırmıştır. İngiltere patentli olarak kabul edilen “Sporların Kralı” aynı ülkenin sömürgecilik mantığıyla yayılmış, kimi ülkelerce kabul görmüş ama bugün sadece futbol ya da spor olmaktan çıkmış, tutkusu fanatizm’e, öfkesi holiganizm’e dönüşmüştür.

 

Asırlar öncesinden Türk çocukları ve genç kızları tarafından şenliklerde eğlencelik olarak oynanan ayaktopu bugün göz kamaştırıcı bir şölen haline gelmiştir.

 

Bu spora neden bağlandığımız, tasarının içinde de bahsedildiği gibi şu sözlerde gizlidir:

 

“İşgal günlerinde, Türk futbol kulüplerinin lokalleri Anadolu direnişine destek veren merkezlere dönüştü. Bir yandan cephaneliklerin soyulup Anadolu’ya silah ve mühimmat aktarılması eylemleri örgütlenirken; futbol maçları da kırılan ulusal gururun onarıldığı “arena”lar halindeydi.”

 

Türkler 17. devletlerini kurarken, spordan, futboldan güç almış, kazanma azmini ilk defa sahalarda göstermiştir. Rumlarla yapılan karşılaşmalarda çıkan sayısız olay ve müdahale eden Türk askerinin halkını koruyan tutumu, kaderine isyan etmek üzere olan bir ulusun dirilişe geçişinde önemli bir rol oynamıştır, tarih sahnesinde. Bugünün “Üç Büyük”lerinin de göğüsleri kabararak dile getirdikleri gibi, futbol kulüplerinin niceleri, savaş döneminde kurtuluşa büyük destek sağlamışlardır.

 

Türkler kültürlerinin içinde yaratıp, Osmanlı döneminde unuttukları Tepük’e, modern haliyle ancak 1894’te kavuşmuşlardır. Bundan sonraki macera, diğer alanlarda olduğu gibi geri kalmışlığını aşmak ve zamanı yakalamak olmuştur.

 

Bugün futbol Türk halkının o denli hayatına girmiştir ki; ülkenin en büyük sorunu kendi takımın yenmesi, olmadı dövmek, yıkmak olmuştur. Sporun estetiği dostluk içerisinde gizliyken, izleyicilerine yalnızca rekabet duygusunu benimsetir olmalıdır. Bunda görev en başta futbolculardadır. Bu sayede vazgeçilmez olan, iyi de olacaktır.

 

Ancak ve ancak, Michel Platini’nin 1998 yılında söylediği gibi:

 

“Oynayan bir dünya güzeldir.”


 

Kaynakça

Ayaktopu (Futbolun Öyküsü), Alfred WAHL, YKY Genel Kültür Dizisi, 2005

Gol Atan Galip (Futbola Sosyolojik Bir Bakış), Mahmut SERT, Bağlam Yayınları, 2000

Yıkılmayan İmparatorluk Futbol, Serhat Gürkan, Ümit Yayıncılık, 2000, ISBN 975–7115–84–3

Çevrimiçi Kaynakça 

Tarih Vakfı: http://www.tarihvakfi.org.tr

 

Yrd. Doç. Dr. Günver Güneş, Adnan Menderes Üniversitesi, Tarih Bölümü, “Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla…”, 03.10.2005, http://www.tarihvakfi.org.tr/haberayrinti.asp?ID=394

 

Cengiz ASLAN /Araştırmacı, “Tarihten Günümüze Türk Eğlence Kültürü”

www.turan.tc/kalem/eglencekulturu.htm

 

Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı, Salim Koca, “Eski Türklerde Bayram Ve Festivaller”,

www.akmb.gov.tr/turkce/books/nevruz/salim.koca.htm

 

Edebiyatturk: www.edebiyatturk.net

 

Early Ottoman Printing: The Müteferrika Pres, Turkish Incunabula from the Müteferrika Press, 1729–1794: http://www.idc.nl/pdf/423_brochure.pdf

 

TurkFutbolu: http://www.turkfutbolu.net/

 

Divan-ı Lügat-it Türk: http://tribun.com/1400/1436Divan.pdf

 

Selçuk Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeliği: http://egitim.selcuk.edu.tr/akademik/turkdili/kulturedebiyat/dlt/a.htm

 

Akademik Spor: http://www.akademikspor.com

Yorumlar»

No comments yet — be the first.